Bakımda Başarının Temeli: Ekipmanlar, İnsanlar ve Süreçler Arasındaki Uyum
Türkiye’de verilere göre 70.000’in üzerinde fabrika faaliyet gösteriyor. Bu fabrikaların %90’ı ise KOBİ niteliğinde. Bir fabrikanın faaliyete geçebilmesi için arazi, makine ve insana ihtiyaç duyulur. Tabi ki bu yatırımı yapabilmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak için ise sisteme ihtiyacımız var.
İşletme sahibi üretim yapma hedefini gerçekleştirebilmek için yeterli paraya sahip olabilir ancak sürdürülebilir olabilmesi için ise sistem yaklaşımını geri plana atmaması şarttır.
Türkiye’de fabrika sahibi sermayedarların yaşadığı en büyük sıkıntılardan birinin de sistem yaklaşımını önemsememek olduğunu düşünüyorum.
“Para her şeyi satın alır.” Evet bu çoğu zaman doğru ancak insanı satın alabilir mi?
Bir çoğumuz “Nasıl yani, istediği maaşı veririm, en profesyonel insanlarla da çalışırım” diye düşünüyor olabiliriz. Ancak bu insanları işletmemizde nasıl tutacağız? Bunun çözümü çoğu zaman maalesef istediği maaşı ödemek olmuyor. Çünkü yapılan araştırmalara göre çalışanların birçoğunun işten ayrılma sebebi ise sistemsizlik.
Yukarıda da kısaca giriş yaptığım gibi ana konumuz “Sistem”. Ancak biz konuya “Bakım yönetiminde sistemsel yaklaşım nasıl olmalı?” sorusuna cevap arayarak başlayacağız. Bu yaklaşım da bize işletmedeki olmazsa olmazın, ekipmanların sağlığı ve güvenilirliğini maksimize etmemizi sağlayacak.
Küçük bir araştırma yaptığınızda bu konuda birçok kitap görebilirsiniz. Bu kitaplarda bakım yönetimine dair oluşturulmuş yöntem ve metodolojiler anlatılır. Bakım profesyoneli olarak birkaçını okumanızı tavsiye ederim.
TPM, RCM, TQM, IL6S, WCM
Bakım yönetimi yukarıda kısaltmalarını verdiğim metodolojilerin bazılarının direk konusu, bazılarında ise bir bölüm olarak yer alır. Ancak ulaşılmak istenen sonuç sistem yaklaşımı ile işletme ve ekipman verimliğini, dolaysıyla da işletme verimliliğini arttırmaktır.
İşletme sağlığı ve uzun vadeli ekipman sağlığı için dengelenmesi gereken dört unsur sermaye, kültür, insanlar ve süreçlerdir.
Tesis ve Ekipman Sağlığı üç temel varsayıma dayanmaktadır.
Birinci varsayım, ekipmanın ancak tek tek parçaları arızalanmazsa arızasız sorunsuz işlevine devam edeceğidir. Parçalarda bozulma olur ise başka hiçbir şeyin önemi yoktur. Önce parçalar arızalanır ve ardından ekipman durur. Ekipman parçalarının sağlığı, ekipman güvenilirliğini önemli şekilde etkiler. Komponent bazlı bir bakım yönetimi ile ekipmanın olağanüstü güvenilir olması kaçınılmazdır. Bu varsayım, üretim ve bakım başarısının temel taşıdır ve bu varsayımın başarılması işletmenize büyük bir avantaj sağlayacaktır.
İkinci varsayım, tesis ve ekipmanı insanların çalıştırdığıdır. İnsanlar, ekipman güvenilirliğini yok edebilecek "insan faktörü" ve insan hatası sorunlarını ortaya çıkarırlar. Örneğin yetkinlik dereceleri, daha iyisini yapma istekleri, merak düzeyleri, özveri düzeyleri, daha fazla öğrenme istekleri ve diğer birçok normal insan özellikleridir. "İnsan faktörleri" ne kadar iyi yönetilir ve geliştirilirse, ekipmanlar o kadar başarılı ve hatasız çalışır.
Üçüncü önceliğimiz ise, dünya standartlarında bir işletme inşa etmek için çalışıyor olmamızdır. Paydaşların ve müşterilerin memnuniyetle karşıladığı, istenen sonuçları üreten güvenilir süreçlerden oluşan bir işletme. Zayıf tesis ve ekipman güvenilirliği, iş başarısını engelleyen bir iş süreci hatasıdır. Tesis ve ekipman ne kadar doğru kullanılır ve bakımı yapılırsa, arıza riski o kadar az, kalite o kadar yüksek, üretim maliyeti o kadar düşük ve teslimat süresi o kadar kısa olur. Müşteriler bundan hoşlanır ve ürününüzü satın alırlar, böylece işletmeniz başarılı olur.
Parçalar, insanlar ve süreçler; makine, insan ve yöntem; ürünlerimizi ve hizmetlerimizi oluşturan unsurlardır. Her biri iş başarısı için önemlidir ve en iyi performanslarını göstermeleri için teşvik edilmelidir.
Aşağıdaki grafik gösteriminde ekipman güvenilirliğinin artışı için mevcut metodolojilerin nerede konumlandığı ve işletmeyi bakım sistemi / ekipman güvenilirliği açısından nereye taşıdığı açıkça görülmektedir.

Buradaki en önemli soru “Nereden başlayacağız?” sorusudur. Bu sorunun cevabı hem çok basit hem de bir o kadar zordur.
İşin kolay tarafı uygulanacak yöntemlerin belli olmasıdır. İşin zor tarafı ise işletmenin mevcut durumu göz önüne alarak nereden başlanacak olmasıdır.
Şunu söylemek lazım ki öncelik işletmeyi tanımak, açık-net olmak ve gelişme istekli olmaktır.
İşletmeyi tanıma konusunda anlatılmak istenen şey ise “Riskimiz Nedir?” sorusunda gizli. İşletmedeki ekipman bakımı, ISG, kalite ve operasyonel riskleri nelerdir? Bu konuyu öncelikle detaylandırmak gerekiyor. Sonrasında ise biz bu risklerin ne kadarını azaltabiliriz, azaltabilmek için ne yapmamız gerekiyor ya da hangi riskleri kabul eder ve ne ölçüde sorumluluk alabiliriz gibi soruların cevabını arıyor olmalıyız. Serüven bu şekilde başlar ve gelişerek devam eder. Risk algısını kazandırmadan da yaptığımız çalışmada istenen sonucu elde etmemiz çok zor.




Yorumlar